Piczo

Log in!
Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.

Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
Ok, I got it
Ana Sayfa
Melamilik
Melamilik (Melamatiyye) (ملامتيه). Tarihte bir tarikat kimliği görünümünden ziyade bir bakış açısı ve üslup olarak öne çıkan tasavvufi bir yaklaşım tarzıdır.

Tarikat üyelerinin çoğunluğunu zanaat sahibi insanlar oluşturmaktadır. Özellikle dokumacıların 17. yüzyılda İstanbul'daki peştemalcılar çarşısında konumlandıkları söylenir. Birçok kaynağa göre bu tarikat törenleri sırasında çok büyük bir gizlilik uygular. Özellikle dokumacı olmalarıyla ilgili olarak dokudukları her sıra tel için Allah'ın adını zikrederler. Böylece çalışmanın ibadet olmasıyla ilgili bir ritüel gerçekleşir.
Melâmiliğin ve farklı tarikatlar altında da olsa melami yaklaşıma sahip sûfilerin en önemli vasıfları dönemlerindeki sûfi kıyafet ve tavırlarını göstermeyip kendilerini halktan gizlemeleri hatta bu gizliliği daha da güçlendirmek için kimi zaman aleyhlerinde kötü sözlere yol açacak çeşitli davranışları alenen göstermeleri buna karşılık iyi niteliklerini sıkı bir şekilde gizlemeleridir. Unutulmaması gerekir ki modern dönemden önce sûfiler toplumda saygın bir yere sahip kişiler kabul edilir ve sûfi görünüm ve tavırlı kişilere halk ve yönetimin ileri gelenleri hürmet gösterirlerdi. İşte bu koşullar altında Melamiler kendileriyle Allah arasındaki ihlası (samimiyet) kaybetmemek ve şöhret gibi tasavvuf yolundaki sâlikin (Tasavvuf literatüründe manevi yolda olan demektir) önüne çıkabilecek bir engeli bertaraf etmek için kılık, kıyafet ve hatta belirli bir toplantı mekanı (dergah, tekke) ve topluluğu gibi dönemin tarikatlarının alametlerini göstermemeye çalışmışlar, halk içerisinde kendilerini gizlemiş, hallerini sadece kendileri gibi olanlarla paylaşmışlardır.

Melamilerin gizliliklerinin diğer ve belki öncekinden çok daha önemli bir sebebi de melamilerin vahdet-i vücud inanışını benimsemeleri ve vahdet-i vücudun hem anlaşılması güç metafiziği hem de İslam Hukukçularının (Fakih denir) bir kesimi tarafından dindışılıkla itham edilmesi ve dolayısıyla da bu iddiada bulunan kişilerin idamına hüküm verilmesidir. Ünlü sufi Hallac-ı Mansur, Bayrami-Melami şeyhlerinden İsmail Maşuki, Bosnalı Hamza Bali, Sütçü Beşir Ağa gibi kişilerin Vahdet-i Vücudu çağrıştıran ifadelerinin de dönemin yöneticileri ve ulema kesimi tarafından tepki görüp ölüm fetvasıyla cezalandırılmasının, Bünyamin Ayaşî, Hüsameddin Ankaravî gibi şeyhlerin hapse atılmasının sebebi de budur. Ulema ve yönetici kesimin bu tutumları vahdet-i vücut inanışında olan sufilerin (bu inanışı paylaşmayan sufiler de vardır çünkü) kendilerini çevrelerinden gizlemelerine yol açmıştır. Örneğin İdris Muhtefî bir bayrami-melami şeyhi olmasına rağmen Terzi Ali Efendi adı altında kendini gizleyerek kırk altı yıl şeyhlik yapmıştır.
Ey Nur arayan ,

Dost yolunda çekilen cefanin sonu likadir.Bu yolun nihayeti " Allahü besbaki heves " çikar. Sakin bu yolda ümütsizlige düsme. Zira Hak kapisinin seher vaktinde göz yasina açilacagina dair ilan vardir.Bu ilani görürsen Sah ile gedanin gönlünü kurtarirsin.O vakit disi terk ederde isin özüne sahib olursun. Hiç süphe yok özü muhafaza etmek için kabuga ihtiyac vardir.Kabuk olmazsa öz ne olur. Fakat sen kabukta kalma içine dal.Gerek zahiri gerek manevi ve gerek Aski muhabbetten maksat vuslattir...
Ey Gönül arayan..!

Gönlünde gecici olan seyin karargahini kurma. Muhabbeti Ilahiyye karargahini kur. O vakitKalbin Arsullah olur. Sunu iyi bilki , Hak hidayetini , kendine muhabbet edne verir. sev... sevil.

Hadisatlar senin kalbini kirmissa uzülme.Hüda onu mahsus kirdirmistir.Kendi bulunmasi için. " Ben kirik kalplerdeyim" diye adresi sübhanisini resmen ilan etmemismidir. Suna çok dikkat et . Allahi yanliz agzinla rizik tanima .Halinlede Allahin rizik oldugunu göster. Isin disinda gezenler, okumayi bilmek zannedip agzi ile " Allah rezzaktir" derler ama halleriyle zalime kulluk ederler.

Ellerini açip Hakka yalvariyorsun ,duanin çabuk kabul olmasini istersen kalbini ,Hak dostunun kalbine bagla . Sakin Allah dostunu incitme. Sevde seni sarayi LÂ MEKAN''A çikarsin. Isin disinda kalanlar , ehlullah meydanina hor bakanlar, Hz. Insanin gönlünün hususi bir nazari ilahiye mazhar oldugunun farkinda degildirler.Bunlar Allah ile kul arasinda kimse yoktur derler...Âmenna ...celili islamda Allah ile kul arasinda hiç kimse olamaz. Amma, Insan Namaz kilarken Imama uyarlar .Imam onun sirrinin kiblesi olan Allahi ile arasina girmismi sayilir.Bizim dinimizde sefaat yokmudur. "Vebtegu ileyhil vesile" 5.sure.maide.35. ayeti kerimesine ne diyecegiz.

Bazilari Efendim Kur''an yeter derler.Amenna ona ne süphe. Fakat o Kur''ani okuman için Muallim gereklidir.(Hz.Muhammet sav.tenezülen ne diye tesrif ettiler. Iyi ama o Âlemi cemale tesrif etti. Peki varislerini inkarmi edecez."el ulemaü verasetül enbiya" hadisine ne demeli. Evet sureti Halk ile siyreti (iç alem) Allah ile olan ne muazzam erler vardir.Onlarin gönül hazinesinde ki mücevher, Padisah hazinelerinde dahi bulunmaz.Onlara gönül veren Muhabbet sarabini içer hayati ebdiyeye mazhar olur.Hakkin Nurunda mustegrak kalir.O Nurun adina Nuru Muhammedi denir. O nura mazhar olmayan kalp kaskati olur ve zulmet içinde kalir. O Nurun tecellisine birden bire ugrayan kalp de tahammül edemez Parça Parça olur .Feryada baslar. Iste O vakit " INNI ENALHAK "28.sure.kasas.30ayet. narasindaki zevki tadar...
Sems ve Mevlanadan hikmetli sözler...

Aglarsak riziklarla dolu bulutlariyiz; gülersek , yildirim. Insan güneste cihanin fer''i dir ... Fakat sifat bakimindan insani cihanin asli bil. Insan , zahiren bir sivri sinegin tesiri ile muztarip olur. fakatiç yüzü yedi kat gögü bile kaplamistir. Insanin hakikati batinindadir.

Niyazi misri Hazretleri de bu manaya deginerek derki

Surette nem var benim sirettir madenim,
Kopsa kiyamet bu gün gelmez perüsan bana.

Su halde surette sen küçük bir alemsin ama, hakikatte en büyük alem sensin. Görünüste dal meyvenin aslidir,fakat hakikatte, dal meyve için var olmustur. Eger bahcivan meyve elde etmek ümüdü ve meyveli olmasaydi , hiç agaç dikermiydi. Su halde görünüste meyve agaçtan doguyor ama, hakikatte ,mana yönünden agaç meyveden dogmadadir. Alemde cismimiz yüzümüzü örtmekte batinimizi gizlemekte,
Biz samanla örtülü deniz gibiyiz. Cenabi Hak bizikendi sureti üzerine yaratti .Bizim huyumuz sifatimiz ondan bir örnektir.
Biz heva kuslari degiliz .Bizim yemimiz   yemsizlik yemidir.